Reklamı gizle

Doğru beslenme nasıl olmalıdır?

2 Mayıs 2015
2.036

Toplumun şeker tüketiminin artış hızı ile hastalıkların artışı birbirine benziyor. Çünkü şeker sadece kalorisiyle, şişmanlatıcı etkisiyle zarar vermiyor, doğrudan kimyasal yapısıyla da çok tehlikeli. İnsan vücudunun şeker almasına ihtiyaç yok, sağlıklı beslenmede de şekerin hiç yeri yok. Günde 30 mg.dan fazla şeker yenirse karaciğerde trigliseri de dönüşür. Trigliserid kan yağıdır. Bu hem damar sertliğine, vücudumuzun yağlanmasına yol açar.1 kutu meşrubatta 35 gr, 200 gr meyvede 30 gr şeker vardır. Tabiattaki gıdalar sebze ağırlıklıdır. İnsan eli bir gıda maddesine ne kadar fazla değmişse, o oranda zararlı oluyor. Amerika California valisi okullarda meşrubat satışını yasakladı.

Patates cipsinin üzerine öldürücüdür yazısı konuldu. Kolesterol anne sütünde ve yumurtada bolca var.

Demek ki insanın gelişme döneminde çok ihtiyacımız var. Bir de bakıyorsunuz kolesterol düşmanlığı sarmış ortalığı, ineğimiz merada otlasa, doğru beslense, doymuş yağ asidi sütte ve hayvansal yağda sıfır olacak. Süte kalsiyum açısından ihtiyaç var, protein bulgur ve baklagillerden alınmalı. Yapay yem üreticileri; biz dünyayı nasıl doyuracağız? Yalanıyla hayvanları meralardan ahırlara çektiler ve bu hayvanlar şeker hastası oldular. Çünkü pancar küspesiyle, yapay protein yemleriyle, patates ve mısırla besleniyorlar. Merada beslenen ineğin sütünde omega-3 vardır. Bu ineğin sütünde en büyük anti oksidan olan alfa minolimik asit ile insüline benzer büyüme hormonu da vardır.

Bu gençlik aşısıdır, bütün hücrelerin kendisini yenilemesini sağlayan maddedir. Doğal süt pahalı değildir. Biz ve hayvanlarımız yeşillikten uzaklaştıkça tek omega-3 kaynağımız doğal deniz balığı kaldı. Diyelim ki hamsiyi ayçiçeği yağında kızarttık, o hamsiden bize artık fayda gelmez. Ayçiçeği yağı, soya yağı gibi yağlarla beslenip çok omega-6 aldığımız için artık omega-3’e enzim kalmıyor. Ayçiçeği yağı pişirme esnasında maruz kaldığı ısıdan sonra birtakım yapay yağ asitlerine dönüşür. Bunlarda kolesterolü oksitleyerek damar sertliği yapar. Omega-3 ün eksikliği ise, insanlarda şeker hastalığına ve damarların sertleşmesine yol açar. Zeytinyağı omega-9 yağıdır. Tekli doymamış yağdır ve omega-3 ün emilimine zararı yoktur.

Şeker Hastasının Beslenme Esasları

Şeker hastası bir kimse tedavisi için neler yapacağını bilmelidir.
Şeker hastalığı birkaç günde geçecek bir hastalık değildir. Hekim hastasına gidilecek yolun gerçeklerini hastasına bildirir. Hasta bu yolda kendi kendine yürümesini öğrenmelidir.

Unutmayınız; şeker hastalığı bir beslenme hastalığıdır. Şeker hastalığında önce hastanın kendisinin sonra eşinin ve anne babasının, daha sonrada tüm ailesinin eğitilmesi gerekir. Şeker hastası yiyeceklerine dikkat ederse hayatını normal sürdürebilir. Açlık ve susuzluk hissi aşırıya kaçmamalı. Aşırı susuzluk hissi kanda şekerin yükseldiğini gösterir. Aşırı açlık hissi insülin yetersizliğini gösterir. Susuzluğun devam etmesine rağmen açlık hissinin kaybolması, hastanın komaya doğru gittiğini gösterir. Ağırlık takiplerine önem verilmeli, sabah akşam kiloları takip edilmeli. Her türlü hastalık ve yaralar yakın takip edilmeli ve vakit geçirilmeden tedavi edilmelidir. Kadın genital bölgesi, erkeklerin testisleri şeker hastalarında kaşınır ve yaralar oluşur. Yaralar derinleşir iyileşmesi zorlaşır. Apseler, lenf bezi iltihapları bronşit, tüberküloz, diş çürüklerine ve diş eti iltihaplanmasına dikkat edilmelidir.

Hemen gecikmeden tedavi olunmalıdır. Gecikirse tedavi çok zorlaşır. Tedavi takibi açısından kan şekeri ve idrarda keton takip edilmeli. Şeker hastaları tek kullanımlık idrar sticleri ve kan şeker ölçüm çubukları ile düzenli olarak ölçüm yapmalı ve o sonuca göre beslenmesini ayarlamalıdır. İçer aylık takiplerle laboratuvarda detaylı kan ve idrar tahlilleri yaptırarak kendini kontrol ettirmeli. Günlük kayıtlar tutulmalı ve bir deftere yazılmalıdır. İyi tedavi gören hastanın idrarında şeker çıkmamalıdır. İnsülinle tedavi görenlerde, kanda şeker yükselmesini veya düşmesini önlemenin en garantili yolu, idrarda litrede 2,5 -5 gr şekerin çıkmasına müsaade edilmeli.24 saatte yenilen karbonhidratın % 5 -10 u idrarla çıkabilir. Bu emniyet için gereklidir.

Eğer idrarda şeker çıkmıyorsa, aseton bakmaya gerek yoktur. Eğer idrarda litrede 5 gramdan fazla şeker çıkarsa, aseton araması da yapılmalıdır. Şeker hastalığının derecesi ne olursa olsun idrarda aseton çıkmasına müsaade edilmemelidir. Aseton yükselmesi hastayı komaya götürür doktor tarafından takip edilmelidir. Kanda şeker oranı tahlillerde 110-180 arasında kalmalı, ilaç miktarı ona göre ayarlanmalıdır. İnsülinle tedavi görenlerde idrarda şeker çıkmaması gerekir. Fakat hipoglisemi ataklarından korkulabilir. Diyette karbonhidrat miktarı ona göre yükseltilmeli idrarda günde litrede 5-10 gr arasına da şeker çıkmasına müsaade edilmelidir.

Hastanın yeme içme programı

Şeker hastası eski alışkanlıklarından vazgeçip yeni bir yeme içme programı düzenlemeli ve buna hayatını uyarlamalı bedenin çalışma ve enerji sarfiyatını buna göre ayarlamalıdır. Yediği yiyecek miktarını da günlük aktivitesine göre ayarlamalıdır. İnsülin iğnesi her gün aynı doz olmaz belli aralıklarla aktivite değişikliklerine göre ayarlanmalıdır. Hasta vücudunun gücünü bilmeli, yemesini ve çalışmasını ona göre ayarlamalıdır. Şekerlilere aşırı yasak ve kısıntı yoktur. Sadece vucudun gücünü bilmek ve ona göre hareket etmek gerekir. Şeker hastaları ani hareketlerden, hızlı yürüme, koşma yapmamalı, dans ve benzeri oyunları çok yavaş yapmalı.Ani ve hızlı uzun süreli hareketleri yapmamaları lazımdır.

Düzenli bir beslenme planlı sakin bir hayat gereklidir. Ani sinirlenmeler sinir krizleri, ani sıcaklık değişiklikleri (sauna, banyo, deniz havuza girme gibi) ani enerji isteyen olaylardan kaçınılmalıdır. Şu unutulmamalıdır; şeker hastası en ağır işte de çalışır, ama gıdasını da ona göre ayarlar. Hafif çalışıp dururken ağır bir işe hemen geçemez. Vucudun enerji regülasyon sistemi yavaş – yavaş değişikliklere cevap verir, ona ayak uydurmak zorunluluğu vardır.Yüksek bir binaya çıkmak şeker hastasının işi değildir ama oraya çıkacağı belli ise 2 saat önceden gıdasını almak suretiyle o yüksek binaya çıkabilir. Şeker hastası hastalığının damarlarında tahribat yapıp yapmadığını iyi takip etmeli. Şeker hastası ağır ve hızlı spor yapmasa da her gün düzenli yorulmadan yürümesi şarttır. Deniz kıyısı ve ormanlık yerlerde yürüyüşler yapmalı, bol oksijenden zengin havayı bolca içine çekmelidir. Sabahları erken kalkmalı akşamları erken yatmalıdır. Her gün ılık duş veya banyo yaparak, ter kokusu ve toksinlerden deriyi temizlemeli ve derinin hava almasını sağlamalıdır. Banyo suları vücut sıcaklığına yakın olmalıdır.

Deri ve diş etlerinde yara oluşmamasına dikkat edilmelidir, sert keseli banyolardan kaçınılmalıdır. Dişlerin düzenli fırçalanması önemlidir. Ayak bakımı çok önem arz eder, ayakların bakımı yapılmalı tırnaklar derin kesilmemeli, sıkı ayakkabılar kullanılmamalıdır, nasıra dikkat edilmelidir. Cilt tahrişlerinden kaçınılmalıdır. Dövme yaptırılmamalıdır. Kabızlıktan kaçınılmalıdır. Sürekli her gün aynı saatte büyük tuvalete çıkılmalıdır. Dişler 3 er aylık aralıklarla kontrol edilmelidir. Elbiseler bol ve rahat olmalı, vücut hava almalı sert sutyen ve dar kilotlardan kaçınılmalıdır. Pişik oluşmaması için dikkat edilmeli ve mantardan korunmalıdır. Yazın güneşte fazla kalmamalıdır. Her gün iç çamaşır ve çorap değiştirilmelidir. Tatillere ve dinlenmelere dikkat edilmeli, iş zamanı iş, dinlenme zamanı tam bir stressiz dinlenme yaşanmalı iş sorunları eve taşınmamalıdır. Şeker hastası beyin aktivitelerine ara vermemeli kitap okumalı televizyon seyretmeli yoksa beyin sürekli çalışmazsa tembelleşir. Alzheimer hastalığı ve unutkanlık başlayabilir.

• Beslenmede önce gıdaları tanımalıyız
Şeker hastalığı bir beslenme hastalığıdır. Bundan dolayı hastalığın ilerlemesini durdurmak, yan etkilerinden korunmak ve iyilik haline yaklaşmak için önce beslenmeyi öğrenmemiz gerekir. Ona göre de seçim yaparken hangi gıda nedir neye yarar nerede faydalanılır mutlaka bilmek lazımdır. Zaten bu kitabında amacı yasaklardan sıyrılıp ne yapacağımızı öğrenmek ve neyin ne olduğunu bilerek bilinçli beslenmeyi bilip ona göre hareket etmektir.

• Ne kadar gıda gereklidir bilmeliyiz
En önemli diğer konuda çalıştığımız iş tempomuza yeterli gıda alınımını ayarlamaktır. Çünkü az veya fazla besin almak problem yaratacak bu duruma devam edilmesi de hastalığı daha da derinleştirecektir.

• Dengeli ve yeterli beslenme olmalıdır
Dengeli beslenme dediğimiz karbonhidrat, protein ve yağ belirli miktarlarda alınmalıdır. Şeker hastaları için bu durum hayati önem taşımaktadır. Şunu bilmeliyiz ki; vucudumuz şekerle çalışır. Yediğimiz gıdalar vucudumuzda
önce şekere çevrilir sonra kullanılır. Eğer yeterli miktarda şekere dönüşen gıdalar alınmazsa, yenilen yağlar ve proteinlerden vücut kendine lazım olan şekeri yapar, bu ise vücutta aseton ve ürenin artmasına sonuçta da hastanın komaya girmesine neden olur. Alınacak proteinin 2/5 i hayvansal (et, balık, piliç, süt, peynir, kefir, yoğurt, yumurta, hindi eti, deve kuşu eti,
av hayvanı eti) olmalıdır. Kalan 3/5 i bitkisel protein (bakliyat, tahıllar, kuru yemişler) Etler yağsız olmalı (özellikle dana eti), tavuk eti but ve derisiz olmalı, keçi eti ve sütü çok değerlidir.

Not: Kuzu eti kesinlikle yasaktır. Hayvansal yağlar şeker hastalarına yaramaz. Köfte, salam, sosis, sucuk şeker hastalarına çok zararlıdır. Hayvansal ve bitkisel yağların alındıktan sonra vücut tarafından kullanılabilir hale gelmeleri insülin sayesinde olmaktadır. Onun için aşırı yağlı gıdalardan kaçınmak gerekir. Şeker hastası için yasak bir şey yoktur, sadece miktar kısıtlıdır.

Yorumlar