Kök Hücre ve Kanser Laboratuvarı Başkanı Profesör Salvador Aznar Benitah ve ekibi, ağız, deri, rahim, idrar kesesi, meme gibi vücudun farklı bölgelerinde etkili olan çok sayıda kanser hücresinden aldıkları örneklerde, istilacı özellikteki hücrelerin hepsinde bu özel proteinin bulunduğunu tespit etti.

CD36’nın kanserin yayılmasındaki rolünü anlamak için proteini, istilacı olmayan kanser hücrelerine enjekte eden ekip, proteinin bu hücrelere yayılmacı karakter kazandırdığını gözledi.

Araştırmacılar, sonraki adımda yağ sindiriminin, kanser yayılımındaki etkisini anlamak için yağlı gıdalarla besledikleri farelere, insanlarda görülen bir tür ağız kanseri hücrelerini zerk etti.

Yüksek yağlı diyetle beslenen farelerin yüzde 50’sinde kanser hücrelerinin hızla yayıldığı görüldü

Bilim adamları, son olarak da palmitik asit denilen, fıstık ezmesinden işlenmiş gıdalara ve diş macununa kadar günlük hayatta sıkça kullanılan hayvansal ve bitkisel yağların yapı taşı, özel bir doymuş yağ asidini deneyde kullandı.

CD26 içeren istilacı ağız kanseri hücreleri zerk edilen bir grup fareyi iki gün boyunca palmitik asitle besledi ve bu farelerin tamamında da kanserli hücrelerin yayıldığı gözlendi.

Öte yandan normal bir diyetle beslenen ve kanserli hücreler zerk edilen farelerin yarısında hücrelerin yayıldığı belirtildi.

İşlem tersine çevrildiğinde, yani kanserli hücrelerdeki CD36 faaliyeti antibiyotikler yoluyla engellendiğinde, farelerin yüzde 20’sinde yayılma tamamen ortadan kalktı, geri kalanında yüzde 80 ile 90 arasında azaldı. Bu süreçte herhangi ciddi yan etkiye de rastlanmadı.

Profesör Benitah, yağın elbette bedenin işleyişi açısından gerekli bir bileşen olduğunu, öte yandan kontrolsüz şekilde tüketilmesinin insan sağlığına ciddi zararları bulunduğunu kaydetti.

Sonuçları bakımından çığır açıcı olan çalışmanın, kanser tedavisinde kullanılabilecek yeni ilaçların geliştirilmesine faydalı olacağı tahmin ediliyor.