Sivilceler Neden Ortaya Çıkarlar ve Onlardan Nasıl Kurtuluruz?

Kirli Hava Neden Kilo Yapar?

Doktorların Gerçekliğinden Şüphe Ettiği 10 Tuhaf Hastalık

Tibet Mayasının Mucizevi Faydaları

Sağlıklı Kişilerde Enerji Kullanımı

Diyet, Genel Sağlık 17 Mayıs 2015
322

Hayatımızda çeşitli iç ve dış etmenler vücudumuzun çeşitli yerlerinde normal olarak akıp giden enerji kullanımını bozabilir.

İnsanlar aldıkları gıdaları yakmak suretiyle vücutlarında şu 3 ana çalışmayı sağlarlar.‘’gece –gündüz vücut sıcaklığını aynı derecede tutma’’ eskiyen ve yeni oluşan kısımların yapımı ve çeşitli salgıların salgılanması ’’sinir ve kas sisteminin çalışmasını sağlamak’’.

Sağlıklı kişilerde enerji kullanımı

Sağlıklı kişilerde enerji kullanımı

Enerji Kaynakları

İnsan gıdaları 3 ana başlıkta toplanır:

Unlu, nişastalı şekerli yiyecekler, tatlı meyveler gibi gıdalar karbonhidrat deposudurlar. Bunlar sindirimden sonra glikoz şekeri halini alırlar. Vücutta sıcaklığı temin ederler.

Yağlar: Hayvansal ve bitkiseldirler, yüksek enerji kaynaklarıdırlar.

Proteinler: Vücudun eskiyen kısımlarını tamir ederler, yeni oluşumların meydana gelmesini sağlarlar.

Bu gıdalar yeterli ve orantılı olarak alınmalıdır. Eğer yeterli şekerli gıda alınamazsa, vücut proteinli gıdaları parçalayarak yakar ve bunun sonucu kanda üre meydana gelir. Normalden fazla yağ yenilirse o zaman vücutta aseton meydana gelir ve zehirlenmelere neden olur. Şeker hastaları bu 3 grup gıdayı iyi bilmelidir. Beslenme durumunu düzene sokmak için bu gereklidir.

Şekere dönüşen gıdalar (Karbonhidratlar) :

Çeşitli unlu, nişastalı ve şekerli yiyecekler sindirim işleminde parçalanarak kanda glikoz şekeri haline geçerler. Bu hale gelen şeker tüm vücudumuza dağılarak enerji sağlamada kullanılır. Tüm hücrelerimize kadar ulaşan bu şekerin kullanılabilmesi için hücrelerin içine girmesi ve orada tutulması gerekir. Şekerin hücrelere girmesi ve depo edilmesi pankreas bezinin salgıladığı insülin hormonu ile olur.

Beslenme durumuna göre insülin salgılanması az veya çoktur. Eğer alınan gıda o sırada yakılıp kullanılamazsa glikojen şekeri halinde depo edilir. Vücutta şekere ihtiyaç duyulunca tekrar glikoz şekerine çevrilir ve kana karışarak ihtiyaç olan kısımlara taşınır. Sürekli fazla şekerli gıda alınırsa, bu fazla şeker karaciğerde depo edilemez hale gelir ve yağa çevrilerek, vücutta depo edilir.

Yağların Kullanılması

İnsanlarda yağlar ya dışarıdan gıdalarla alınır veya yenilen şekerlerle oluşur. Fazladan meydana gelen yağ: yağ hücrelerine yerleştirilerek depo edilir. Fazla enerjiye ihtiyaç olduğu zaman depo edilen yağlar şekere dönüştürülerek sarf edilir. Yağların yakılması, vücutta şekerin de bulunması ile mümkün olur, Yani şekerler bir nevi çıra vazifesi görür. Önce onlar yanar sonra yağlar yakılır. Yağlar tam yakılamazsa veya ihtiyaçtan fazla olursa vücutta aseton meydana gelmesine ve vücudun zehirlenmesine neden olurlar.

Proteinlerin Yakılması

Sindirilmiş proteinlerin bir kısmı vücutta yakılır, bir kısmı da vücutta tamir ve yeni kısımların yapılmasında kullanılır.

Vücudumuzda tüm gıda ihtiyacı ve yeterliliği sinir sitemi ve kan aracılığı ile düzenlenir. Bu sinir sistemine otonom sinir sistemi denir, kendiliğinden yürür.

Kandaki şeker miktarına göre insülin salgılanır, Kanda şeker artınca insülin salgılanması da artar ve bunun etkisi ile şeker normal seviyeye düşer. Mevcut şeker vücudun çeşitli yerlerine insülinin etkisi ile depo edilir.

İnsülin yetersizliği vücutta 4 ayrı olayın ortaya çıkmasına neden olur.

1. Glikozun Kas Hücrelerine Girememesi

Bunun sonucu hastada güçsüzlük ve halsizlik meydana gelir. Glikozun kullanılamaması vücutta eskiden de- po edilmiş yağların parçalanarak kullanılmasına yol açar, bu durum kanda asetonu yükseltir ve zehirlenmeye kadar götürür.

2. Zayıflama

İnsülin yetersizliği, yağ hücrelerine glikoz girmesine engel olur, bu durum yağ depolanmasını önler, mevcut yağ da sarf edilir ve hasta zayıflar.

3. Kasların Zayıflaması

İnsülin azlığı yokluğu veya direnç gelişmesi durumunda tüm kas hücrelerinde amino asitlerden vücut pro- teini yapılmasında yeterince yararlanılamaması ve bunun sonucu kaslarda ve iç organlarda zayıflama neden olur.

Bu 3 olayda, her şeker hastasında az veya çok derecede görülür ki, ilk ve belirgin olarak görülen olay, kasla- rın glikozu kullanamaması olayıdır. Hasta kendinde güçsüzlük ve halsizlik hisseder ve hiçbir iş yapmak iste- mez Vücudun yağ ve protein yapamaması daha sonra hissedilir ve biraz daha fazla yemek – yemek suretiyle kısmen veya bir süre için geciktirilebilir. Ama insülin açığı çok fazla olursa bir süre sonra hasta zayıflar.

4. Erken İhtiyarlama

Bozukluklar yavaş yavaş diğer organlarda da kendini göstermeye başlar, iç ve dış organlarda erken yaşlan- malara neden olur. Bunun sonucunda bozulmalar kan damarlarında kendini gösterir. Damarlara ait oldukları dokuları yeterince besleyemez olurlar ve o organlar erken yaşlanırlar. Ayrıca etraftan gıda alma suretiyle besle- nen göz merceği çok zarar görür katarakt meydana gelir. Retina kanamaları sonucu körlük oluşabilir. Diz ve omurilikte çökmeler ve kaymalar meydana gelir. Kıkırdak dokuları daha çok zarar görür, romatizma ağrıları da- ha çok ızdırap verici olur.

Şurası unutulmamalıdır ki, ister sağlıklı isterse şeker hastası olsun, herkes dengeli ve doğal beslenmelidir. Yani günlük enerji ihtiyacını, yağ, karbonhidrat, şeker ve proteinli gıdalardan almalıdır. Bunların oranlarına dik- kat edilmelidir. Bu arada bilhassa beyin mutlaka şekerli gıdaya ihtiyaç duyar. Beslenmesi ve çalışması için şe- ker mutlaka gereklidir. Onun için en ağır şeker hastası bile her gün şeker almalıdır ki, beyni normal olarak çalışsın.

Proteinlerin yakılması

Proteinlerin yakılması

Bir önceki yazımızda Şeker Hastalığı ve Gizli Şeker Nedir? konusundan bahsettik.

Yorumlar